Putin’in Aklında Ne Var? 7 maddede Rus liderin kafasının ‘içindekiler’

Ukrayna Putin için yeni bir mesele mi yoksa onu öteden beri gözüne kestirmiş miydi? Eski Doğu Bloku ülkeleri sırada mı? Daha büyük bir başka hedefi var mı? Hollandalı tarihçi Beatrice de Graaf’a göre, Rus liderin fikirlerini Sovyet dönemi değil, on sekiz ve on dokuzuncu yüzyılların Çarlık Rusyası şekillendiriyor. Özellikle de o Rusya’nın sınırları genişleten hükümdarları… Ayrıca De Graaf’a göre Putin’in dini referansları kuvvetli, Kilise’den büyük destek buluyor ve son zamanlarda kullanmaya başladığı Bizans’ın çift başlı kartalıyla “Üçüncü Roma” fikrine de göz kırpıyor. Çok yakın gelecekte buralardan yeni meseleler çıkabilir. Peki onu bugünlere ve kumandasındaki Rus ordusunu Ukrayna’ya hangi fikirler getirdi?

1. Putin’in 500 konuşması 

Putin’i anlamak adına en önemli çalışmalardan birine bir Hollandalı araştırmacı Niels Drost imza attı. Lahey merkezli Clingendael Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Drost, Putin’in Rusya’yı yönettiği yıllarda yaptığı 500’ü aşkın konuşmayı analiz ederek, Rus liderin düşünce haritasını çıkardı. Buna göre, dünyayı Soğuk Savaş sistemine geri götürmek istediği ortaya atılsa da Putin, düşüncelerini bir perspektife koymak için esasen Sovyetler öncesi Rusya’yı referans alıyor; bu görüşler arasında da Ukrayna’ya özel bir yer açıyor. Özellikle 2000’li yıllardaki ilk konuşmalarında, tarihi referanslar kullanarak, Rusların ve Ukraynalıların bir millet olduğunu iddia ediyor. Zaman içinde bu görüşleri değiştirmek bir yana, onları daha da geliştirerek konuşmalarına devam etmiş. Şu sözleri 2013’teki bir röportajından: “Ne olursa olsun, Ukrayna ne yaparsa yapsın, bir yerlerde bir şekilde buluşacağız.” Putin geçen yaz kaleme aldığı bir makalede de Kiev’i ve doğusundaki toprakları “Küçük Rusya” (Malorossia) diyerek tanımlıyor.

2. Biliyor musun George…

Putin, 24 Şubat’ta başlayan savaş öncesi Ukrayna’nın devlet olmak hakkını dahi sorgulaması dünyaya henüz savaş başlamadan ilk büyük şok dalgasını göndermişti. Ama bu Putin açısından yeni bir fikir değildi. Dahası, gizlediği bir fikir bile değildi. Hatta gizlemek şöyle dursun, tam da bu cümleyle, dünyanın en önemli liderlerine karşı ifade ettiği bir düşünceydi. Putin, 2008’te Bükreş’teki Nato zirvesinde, dönemin ABD başkanı George W. Bush’a şöyle demişti: “Biliyor musun George, Ukrayna gerçek bir ulus-devlet bile değil.”

3. Hayatiyet inancı 

2012’de yaptığı kritik bir konuşmada Putin, siyasi fikrini çizen bir düşünürü, tarihçi ve etnolog Lev Gumilyov’u, üstelik onun bir kavramını da açıklayarak referans gösteriyordu: “Gelecek yılların dönüm noktası olacağını herkesin açıkça anlamasını isterim. Kimin liderliği alacağı, kimin kenarda kalıp neticede bağımsızlığını kaybedeceği sadece bir ülkenin ekonomik potansiyeline değil, Lev Gumilyov’un ‘passionarnost’ diyerek tanımladığı, her bir milletin iç enerjisine, ileriye hamle edip değişimi kucaklama kabiliyetine bağlı.”

Putin, o konuşmadan sonra da Gumilyov’un ‘passioarnost’ına [Türkçe’ye sanırım “hayatiyet” diye çevrilebilir] zaman içinde sıklıkla vurgu yaptı. Mesela “Ben ‘passionarhost’a inanıyorum, doğada ve toplumda gelişme, yükselme ve gerileme var; Rusya, kendi zirvesine henüz ulaşmadı, yoldayız” diyen de oydu.

Türkiye’de de bilinen Gumilyov’un en önemli yanı Avrasyacılık’ı Rusya için bir yaşam alanı ve ideal olarak öne çıkarması. Bugün özellikle Kremlin’de ve Kremlin’e yakın çevrelerde benimsenen bir görüş bu.

4. İşgalden önce okunan kitap 

Putin’in sıklıkla referans verdiği bir diğer düşünür de yirminci yüzyılın ilginç simalarından Ivan Ilyin. Yale Üniversitesi’nden tarihçi Timothy Snyder’ın tarifiyle “Rus-Hıristiyan faşizminin kurucusu” sayılabilecek Ilyin, özellikle son on yılda Putin yönetimine kesintisiz bir ilham kaynağı oldu. Sadece Putin değil, Kremlin’deki birçok yetkili her fırsatta Ilyin’i, en başta da onun ‘Görevlerimiz’ isimli kitabını anmaktan hoşlanıyor. Kitabın işlevselliğini anlamak için şunu söylemek yeterli. 2014’te Kırım’ın işgali emri verildiğinde, bu kitap gerekli dersleri çıkarsınlar diye Rusya’nın tüm üst düzey bürokratlarına ve valilere gönderildi. Kırım’ın ilhak edilmesinin ardından da Putin, yaptığı işin meşruiyetini savunurken Ilyin’i anmaya devam etti.

5. Üçüncü İmparatorluk yolunda domino taşları

2014’ün Kırım’ın işgali ile çalkalanan heyheyli günlerinde Vladimir Putin’in ilham aldığı kitaplardan biri olarak Rus iş insanı ve aşırı sağ siyasetçi Mikhail Yuryev’in 2006’da yazdığı ‘Third Empire’ isimli eseri gösterilmişti. Söylentiler dışında Putin’in bu kitaba doğrudan referans verdiği bir konuşması yok ama bugünden bakıldığında bir parça daha ilginç gelen bir eser bu. Rusya’daki büyüklük sevdalısı ve Çarlık günlerini özleyen kanadın fantazilerini anlamak açısından da önemli. Olaylar 2053’te geçiyor. Romanın kurgusuna göre o tarihte dünyada sadece beş devlet kalmış: Amerikan Federasyonu; Hint Konfederasyonu; Çin’in domine ettiği ve Okyanusya’yı da kapsayan bir Asya Cumhuriyeti; Afrika, Ortadoğu, İran ve Yakın Asya’yı içine alan bir İslam Halifeliği ile Rusya’nın liderliğinde, Orta Asya cumhuriyetleri, Avrupa’nın tamamı, İsrail, Lübnan Ürdün ve bu arada Türkiye’den oluşan bir Rus İmparatorluğu… Kitapta Ukrayna, Baltık ülkeleri, Gürcistan ve Orta Asya cumhuriyetlerinin domino taşı gibi düşerek yeniden Büyük Rusya’ya katıldığı hikâye ediliyor. Bu arada kurguda Rusya’nın Avrasya’ya hükmetmesine giden yolda Ukrayna’nın kritik bir önemi var. Kitabın bir baskısında arka kapakta, Kremlin danışmanlarından Alexander Dugin’in “İnsanın uğruna öleceği ve öldüreceği Rusya bu” sözlerinin yer aldığını da not edelim.

6. Güzel sözlere kanarsanız, gün gelir sizi yerler

Çeşitli röportajlarında ve konuşmalarında, Putin, bazen satır aralarında bazen doğrudan, çocukluktan bu yana kişisel okuma listesini kurmuş olan kitaplardan bahsetti. Antoine de Saint-Exupéry’nin “Küçük Prens”ini çok sevdiğini anlattığı bir konuşmasında, kitaptaki bir pasaja referans vererek “Bu bir disiplin meselesi, her sabah yıkanıp giyindikten sonra gezegeninizin bakımını yapmalısınız” demişti. Bir başka röportajında Alexandre Dumas’nın “Üç Silahşörler”ini, bir diğerinde ise Ernest Hemingway’in “Silahlara Veda”sı ile “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”unu öne çıkardı. Rusya dışından bir diğer favorisinin de Ömer Hayyam olduğu biliniyor. Rus yazarlara gelirsek… Putin, geçen yaz katıldığı bir toplantıda Leo Tolstoy’un “Savaş ve Barış”ından etkilendiğini anlatmıştı. Rus liderin Ivan Turgenyev’i herkese önerdiği biliniyor. “Çiftçi şair” Sergei Yesenin’i gazetecilere ezberden okumuşluğu var. Mikhail Lermontov’un bir şiirini de bir televizyon yayınında analiz etmişti. Kendi anlattığı üzere, Samuil Marshak’ın kitaplarını da torunlarına bizzat okuyor (Marshak, Gorki’ye göre Rus çocuk literatürünün babası). Son olarak bir Rus masalı “Kolobok”dan bahsedelim. Masalda, bir tür hamur olan Kolobok canlanıyor ve türlü maceralar yaşıyor. Kaderin cilvesi, Rusya ve Ukrayna arasında “bizim masalımız” tartışmasına da sebep olan Kolobok’un zaafı herkese güvenmesi. Bu sınırsız güven yüzünden de kötü niyetli bir tilki tarafından mideye indiriliyor. Putin, geçen yaz bir programda “hangi eserler sizi en çok etkiledi sorusuna şu cevabı vermişti: “‘Savaş ve Barış’, Çaykovski’den ‘Piyano Konçertosu No:1’ ve ‘Kolobok’” Peki neden Kolobok? İşte Putin’in, biraz serbest bir çeviriyle, masaldan çıkarttığı ders: “Çünkü sevgili arkadaşlarım, yüzünüze yapılan övgüyü gerçek zannederseniz ve size söyleneni yaparsanız, gün gelir sizi yerler.” Bu sözler Putin’in bu sıralar sıklıkla soruşturulan paranoyasının kökenlerini yeterince açıklıyor.

7. Putin’i ve Putin’in Rusyasını İyi Anlatan Kitaplar:

Putin’in Ülkesi – Gerçek Rusya’ya Bir Yolculuk – Anne Garrels

Putin: Yüzü Olmayan Adam – Masha Gessen

The New Autocracy: Information, Politics and Policy in Putin’s Russia – Daniel Treisman (Ed.)

Nothing Is True and Everything is Possible: Adventures in Modern Russia – Peter Pomerantsev

The Future is History: How Totalitarianism Reclaimed Russia – Masha Gessen

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts
Total
0
Share